Haber: Hilal ACAR – Kamera: Gurbetelli YALÇIN
(ANKARA) – Mamak Abidinpaşa İlkokulu’nun, eğitim-öğretim döneminin başlamasının ardından “depreme dayanıksız olduğu” iddiasıyla boşaltılması ve 16 öğretmenin norm fazlası yapılmasına Eğitim Sen ve velilerden tepki geldi. Veli Mine Kağan Koç, “Bir öğrencinin aynı anda okulunun, öğretmeninin ve sınıf arkadaşlarının değişmesi pedagojik açıdan ne kadar doğrudur” diye sordu.
Mamak Abidinpaşa İlkokulu, eğitim öğretim döneminin başlamasının ardından “depreme dayanıksız olduğu” iddiasıyla boşaltıldı. Okuldaki 16 öğretmenin norm fazlası yapıldığı ve öğrencilerin birçoğunun farklı okullara dağıtıldığı belirtildi. Alınan karara tepki gösteren veliler ve Eğitim Sen 1 No’lu Şubesi ise okulun önünde açıklama yaptı.
“Mamak’ta plansızlık bitmiyor, şimdi de Abidinpaşa İlkokulu öğrencileri okulsuz kaldı” pankartı açana veliler ve eğitimciler, “Öğretmenime dokunma” ve “Okuluma dokunma” sloganları atarak, “Tasarruf eğitimden değil, israf ile yapılır”, “Öğretmenimi ve sınıfımı istiyorum, plansız eğitim çalınan gelecek” ve “Eğitim ticaret değil, kurumsal bir haktır” yazılı dövizleri taşıdı.
Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Aydoğdu yaptığı açıklamada, okul binasının teknik inceleme sonucunda “güçlendirme ve onarım ihtiyacı” bulunduğu ifade edildiğini belirterek, şunları söyledi:
“Elbette öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin güvenliği tartışma konusu yapılamaz. Ancak bir binanın onarım ve güçlendirmeye ihtiyaç duyması, çocukların öğretmenlerinden ve sınıf arkadaşlarından koparılmasını, farklı okullara dağıtılmasını ve eğitim süreçlerinin parçalanmasını gerektirmez. Başta velilere ve eğitim emekçilerine ‘kimse mağdur edilmeyecek’ denilmiş olmasına rağmen bugün gelinen noktada öğrencilerin farklı okullara ve farklı öğretmenlere dağıtıldığı görülmektedir. Soruyoruz: Çocukların ve öğretmenlerin suçu nedir? Bir okul binasının fiziksel sorununu çözemeyen idare, çözümü neden öğrencileri dağıtmakta bulmaktadır? Abidinpaşa İlkokulu öğrencilerinin kendi öğretmenleriyle eğitimlerine devam edebilmeleri için Nazım Berger İlkokulu ve Ahmet Hızal İlkokulu başta olmak üzere mevcut boş dersliklerin değerlendirilmesi mümkündür. Çocukların öğretmenleriyle kurduğu bağ, eğitim sürecinin en önemli unsurlarından biridir. Öğrencileri farklı okullara dağıtarak bu bağı koparmak yerine, mevcut kamu kaynakları ve derslik kapasitesi planlı biçimde kullanılmalıdır.”
“BOŞ DERSLİKLER DURURKEN ÇOCUKLARI DAĞITMAYIN”
Mamak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’ne ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne seslenen Aydoğdu, “Boş derslikler dururken çocukları dağıtmayın. Sorunu öğrencilerde değil, plansızlıkta arayın. Abidinpaşa İlkokulu öğrencilerini öğretmenlerinden koparmayın” ifadesini kullandı.
Aydoğdu’nun ardından söz alan veli Ömer Toskar da 17 Ağustos tarihinde idarenin kendileri ile paylaştığı yazıyı okudu:
“Sayın velimiz, okulumuzda yetkililerince yapılan deprem tahkikatı ve teknik inceleme sonucunda okul binasının çok eski olduğu, güçlendirmeye ve büyük onarım ihtiyacı olduğu, ayrıca su ve ısıtma sisteminin tamamen çürüdüğü tespit edilmiştir. Eğitim öğretimin sağlıklı yürütülebilmesi için ve çocuklarımızın güvenliği için 2026-2027 eğitim öğretim yılı itibariyle öğretmen ve öğrencilerimiz Ahmet Hızal İlkokulu’nda eğitime devam edecektir.”
Ardından Toskar, yaşadıkları mağduriyeti şöyle anlattı:
“Bunun üstüne müdürümüz kimseyi mağdur etmeyeceğini söylemiştir. Fakat zamanla sürekli paylaşımında okulu boşaltmak amaçlı bütün öğrencileri başka okullara nakil alması için sürekli uyarmıştır. Almazsanız öğrencileriniz açıkta kalır diyerek velileri korkutarak farklı okullara boşaltmıştır. Şimdi okulumuzun kapandığını bildiriyor. Fakat Millî Eğitim’e gittiğimizde çocuklarımızın psikolojisini, mağduriyetini gidermesini istediklerimizde kimse bize şey yapmıyor. Herkes diyor ki ‘sınıf mevcudumuz 30 kişi olması lazım.’ Bizzat dün İlçe Millî Eğitim Müdürlüğündeki müdür arkadaşın bildirdiği şey sınıf mevcudu 30 kişi olması gerektiğini bildiriyor. Fakat yönetmelikte 30 kişi olma gibi bir ayrıntı yok. 10 kişi ve üzeri olması yeterli olduğunu biliyoruz. Bildiğimizi söylediğimizde konuşturmadan sürekli lafı kesip bizi susturarak odasından yolladı. Biz bu mağduriyetimizin giderilmesini bir an önce istiyoruz.”
“BİZ İDARE TARAFINDAN KANDIRILDIK”
Veli Mine Kağan Koç da şu görüşleri dile getirdi:
“Bizim tek derdimiz çocuklarımızın öğretmenlerinden ve sınıf arkadaşlarından ayrılmamasıydı. Bunun için idare öğretmenimizi bilgilendirdi. Öğretmenimiz idareye güvendi. Öğretmenimiz bizi bilgilendirdi. Biz de öğretmenimize güvenerek son dakikaya kadar bekledik. Fakat son dakikada nakil aldırmazsanız açıkta kalacaksınız, mecburen nakil alacaksınız, nakil almasanız bile otomatik olarak herhangi bir okula gönderileceksiniz vesaire gibi söylemlerle karşılaştık. Öğretmenimizle öğrencilerimizin aynı sınıfta olacağını düşünerek biz bu rahatlıkla gittik. Çocuğumuzu oraya naklettirdik. Fakat gittiğimizde öğretmenimizin de herhangi bir şekilde oraya gelme durumunun olmadığını ve açıkta olduğunu, norm fazlası olarak göründüğünü öğrendik. Nereye gideceği de belli değil. Biz idare tarafından kandırıldık. Bir öğrencinin aynı anda okulunun, öğretmeninin ve sınıf arkadaşlarının değişmesi pedagojik açıdan ne kadar doğrudur?”




