1. Haberler
  2. Gündem
  3. CHP Sözcüsü Sarı: TBB Başkan Vekili seçiminde YENİ Parti’nin adayı Ayşe Ünlüce’yi destekleyeceğiz

CHP Sözcüsü Sarı: TBB Başkan Vekili seçiminde YENİ Parti’nin adayı Ayşe Ünlüce’yi destekleyeceğiz

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, yarın gerçekleştirilecek Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili seçimine ilişkin, “YENİ Parti'nin önerdiği Sayın Ayşe Ünlüce'yi Belediyeler Birliği seçiminde CHP olarak desteklemeye karar verdik. Bu fedakârlığı yapıyoruz. Neden? Uzlaşabilelim ve buralar AKP'ye geçmesin, Cumhur İttifakı'na geçmesin diye” dedi.

CHP Sözcüsü Sarı: TBB Başkan Vekili seçiminde YENİ Parti’nin adayı Ayşe Ünlüce’yi destekleyeceğiz
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(ANKARA) – CHP Sözcüsü Müslim Sarı, yarın gerçekleştirilecek Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili seçimine ilişkin, “YENİ Parti’nin önerdiği Sayın Ayşe Ünlüce’yi Belediyeler Birliği seçiminde CHP olarak desteklemeye karar verdik. Bu fedakârlığı yapıyoruz. Neden? Uzlaşabilelim ve buralar AKP’ye geçmesin, Cumhur İttifakı’na geçmesin diye” dedi.

CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) toplantılarının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Sarı, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Son dönemde yaşanan “fon krizine” ilişkin açıklamalarda bulunan Sarı, şunları söyledi:

“Fon yolsuzluğu ile ilgili fonlarda bir tasfiye sürecinin başladığı anlaşılıyor. Yani bunu ilk önce 1 milyon altı ödemeler için ekim ayı dediler, ‘Burada 350 bin kişi var’ dediler. En son yapılan toplantıda da bunun bir miktarını, yaklaşık 40 milyar lirasını daha kısa bir vadede ödeyeceklerini söylediler. Dolayısıyla fonlara ilişkin bir tasfiye sürecinin başladığı anlaşılıyor. Ancak bu meselenin iki farklı boyutta tartışılmadığı, gözden kaçırıldığı, gündeme getirilmediği görülüyor.

Mesele sadece fon yolsuzluğunda mağdur edildiği düşünülen kişilere yapılacak ödemeler değildir. Mesele sadece teknik olarak bu fonların tasfiyesi değildir. Burada tartışılması gereken ama gözden kaçan iki tane konu vardır: Birincisi, bu noktaya nasıl geldiğimize ilişkin sorumluluğu üstlenmesi gereken kurumların neden bir türlü yargılanmadığıdır; hâlâ o kurullarda oturan kamu görevlilerinin bu sorumluluk içinde tutulmayışıdır. Mesele sadece manipülasyon yaptığı iddia edilen kişilerin tutuklanması, gözaltına alınması, kovuşturmaya tabi tutulması, mal varlıklarına el konulması değildir. 11 ay boyunca susan, görmezden gelen, üstünü örten ve bu konunun derinleşmesine, zararın derinleşmesine neden olan kurumlarla ilgili hiçbir işlem yapılmadığı görülüyor.

“KAMUOYUNUN VİCDANINDA HER GEÇEN GÜN BUNUN MAHKÛM EDİLDİĞİ BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Son 10 günde 10 tane belediyeye operasyon yapıldığını belirten Sarı, şunları söyledi: 

“Ne hikmetse bunların hepsi ya Cumhuriyet Halk Partili belediyeler ya da Cumhuriyet Halk Partisi’nde olup da şimdi başka bir partiye geçmiş olan belediyeler… Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve genel olarak da muhalif seçmenin oy verdiği belediyeler. Efendim şunu sormayacak mıyız? Yahu biz herkes yargılansın istiyoruz, elbette kimse bundan azade değil. Suç işleyen biri varsa bu mutlaka yargılanmalı. Ama bu suçlar, yani itham edilen, isnat edilen suçlar da üç aşağı beş yukarı aynı: İşte rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, mal varlıklarını aklama vesaire… Bunlar sadece ve sadece muhalefet belediyelerinde mi var? Şimdi bunu söylediğimiz zaman diyorlar ki: ‘İşte şurada x belediyesi varmış.’ Yüzde kaç arkadaşlar? Kaç belediye kovuşturmaya, soruşturmaya, operasyona tabi tutuluyor ve bunların kaçı muhalefet belediyeleri, kaçı iktidara yakın belediyeler? Dolayısıyla kamuoyunun vicdanında her geçen gün bunun mahkûm edildiği bir durumla karşı karşıyayız.

“ÇOK AÇIKTIR Kİ BURADA ÇOK BÜYÜK BİR OLAY YARATARAK ALGI OLUŞTURUYORSUNUZ”

Şunu da sormak lazım: 10 günde 10 tane belediyeye yapılan operasyonlarda bu yoğunluğun sebebi nedir? Burada ekstra bir motivasyon var mı? Bizim değerlendirmemiz, biraz önce konuştuğumuz son 25 yılın en büyük yolsuzluğu olan fon yolsuzluğu ile ilgili tartışmaların gölgelenmesi, gündemin değiştirilmesi ve tartışmaların başka bir yere çekilmesi ile ilgilidir. Bunun en güzel örneğini Mersin’de yaşadık. Mersin’de bir büyükşehir, iki tane ilçe olmak üzere üç tane belediyeye aynı anda, aynı saatte operasyon yapıldı. Oysa bu üç belediyedeki dosyanın hiçbirinin birbiriyle ilgisi yoktu; ne sanıklar bakımından ne olayın kendisi bakımından… Hiç birbiriyle alakalı olmayan üç tane dosya için bir şehirde aynı anda düğmeye basıyorsunuz. Çok açıktır ki burada çok büyük bir olay yaratarak algı oluşturuyorsunuz.

Bunu kamuoyunun dikkatinden kaçırmanız mümkün değil; kamuoyu bunu görüyor, anlıyor. Ve bütün belediye başkanlarımızı tutukluyorsunuz. Yani fon yolsuzluğu ile ilgili sürecin içinde olduğunu düşündüğümüz, siyaseten farklı alanlarla konuyla ilişkili olduğuna inanılan, düşünülen hiç kimse tutuklanmazken, onlara adli kontrol hükümleri uygulanırken belediye başkanlarının hepsini tutukluyorsunuz ve tutuklamayı bir ceza gibi kullanıyorsunuz. Dolayısıyla bütün bunlar yine kamuoyunun önünde gerçekleşiyor ve bunların hiçbiri halkın vicdanında, kamuoyunun vicdanında yer bulmuyor.”

Sarı, yarın yapılacak olan Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanvekili seçiminde YENİ Parti adayını destekleyeceklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Biz bütün muhalefet güçleri olarak, Cumhur İttifakı’nın karşısındaki bütün muhalefet partileri olarak iş birliği içinde ve birlikte hareket etmek zorundayız. Bunun başka yolu yok, bunu Mersin’de yaptık, başardık. Şimdi böyle bir zamanda ve böyle bir zeminde çok önemli bir durumla karşı karşıyayız. Yarın 14.30’da Türkiye Belediyeler Birliği seçimi yapılacak. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer, bildiğiniz üzere tutuklandı. Bu tutuklanmanın sonucu olarak Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekilliği seçimi günü geldi.

Şimdi öncelikle ben şunu anlatmak isterim: Belediyeler Birliği’nin aritmetiği mutlaka ve mutlaka muhalefet partilerinin, yani Cumhur İttifakı’nın karşısında olan partilerin birlikte hareket etmesini zorunlu kılıyor. AKP’nin 311 tane üyesi var Belediyeler Birliği’nde; MHP ve Büyük Birlik’i de kattığımızda 370… Yani 860 civarındaki delegenin 370’i Cumhur İttifakı’nda. 35 bağımsız üye var, 10’unda kayyum var. Tabii kayyumun oy kullanıp kullanamayacağı teknik bir mesele, bu konuyla ilgili hukuki tartışma devam ediyor. Öte yandan muhalefet partilerine baktığımızda, yani bizim tarafa baktığımızda Cumhuriyet Halk Partisi’nin 246 delegesi var, YENİ Parti’nin 135 delegesi var. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin delege sayısı ile YENİ Parti’nin delege sayısı arasındaki fark 100’den fazla. DEM’i de kattığınızda bu üç partinin matematiksel ağırlığı 437’ye ulaşıyor, yani seçimi almak için yeterli. TİP’i, Saadet Partisi’ni ve Yeniden Refah’ı da kattığımız zaman bu, 450 civarında bir rakama denk geliyor. Yani esasında muhalefetin gücü Cumhur İttifakı’nın gücünden en az 50 oy daha fazla. Ancak birlikte hareket edildiğinde, bir arada olunduğunda, ortak bir aday çıkarıldığında bu böyle. Şimdi Cumhur İttifakı adayını çıkardı.

Biz bu bilinçle Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem Mersin’de hem Adana’da çeşitli şekillerde yaptığımız basın toplantılarında —ben aynı zamanda yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı olarak— birlikte hareket etmeye açık olduğumuzu, iş birliği yapmamız gerektiğini, ortak bir aday üzerinde uzlaşmamız gerektiğini, ortak bir aday üzerinde uzlaşamaz isek buranın Cumhur İttifakı’na gideceğini söyleyerek birkaç kez çağrıda bulundum. Çağrıda bulunmakla yetinmedik, aynı zamanda bir arka kapı diplomasisi çalıştırdık. ‘Yani kim olabilir bu adayımız ve muhalefet partileri hangi aday üzerinde uzlaşabilir, kiminle bir araya gelebiliriz?’ diye bir aday önerisinde bulunduk. YENİ Parti ile konuştuk, adayımız uygun görülmedi. Bunun üzerine biz onlara ‘Siz kimi istiyorsunuz peki, sizin değerlendirmeniz nedir?’ diye sorduk. Onlar bize bir aday önerdi, kabul ettik onların önerdiği adayı. ‘Evet tamam, sizin önerdiğiniz aday bizim için de uygundur; yeter ki burası Cumhur’a geçmesin. O zaman siz önerin, biz kabul edelim’ dedik. YENİ Partili arkadaşlarımızın önerdiği adayı da kabul ettik. ‘Tamam, biz bununla uzlaşabiliriz, bununla yolumuza devam edebiliriz, hemen bunu organize edelim’ dedik.

Ancak bütün bu çabalarımıza rağmen, bütün bu iş birliği önerilerimize rağmen ve kendimizi sorumlu hissettiğimiz bu çerçevede bütün bu el uzatmalarımıza rağmen maalesef YENİ Parti’deki arkadaşlarımız klasik söylemleriyle ‘Biz ‘Butlan’la yan yana gelmeyiz, herhangi bir biçimde iş birliği yapmayız’ söylemiyle; ortaklaştığımız, kendilerinin önerdiği ve bizim de kabul ettiğimiz adayı kabul etmeyerek kendileri ayrı, bağımsız bir aday çıkarmayı tercih ettiler.

“‘BURASI AKP’YE GEÇMESİN’ DİYE ADAY ÇIKARMAMAYA KARAR VERDİK”

Bildiğiniz üzere Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı, Cumhuriyet Halk Partisi saflarından seçilmiş bir belediye başkanıydı; daha sonra YENİ Parti’ye geçti. Bu hanımefendiyi, bu belediye başkanımızı YENİ Parti’nin Türkiye Belediyeler Birliği adayı olarak önerdiler. Şimdi biz bir tercih yapmak zorundayız Cumhuriyet Halk Partisi olarak. Tercihlerimiz neler? Bir: Seçime katılmamak… Böyle bir tercihimiz yok. Seçime katılmamak bizim ilkelerimize uygun değil, aynı zamanda buraların Cumhur İttifakı’na verilmemesi çerçevesindeki ilkelerimize de uygun değil. Peki, adayı ortaklaştırabildik mi? Hayır. Üstelik en fazla üye Cumhuriyet Halk Partisi’nde olmasına rağmen, bütün bu iş birliği önerilerimiz reddedilmiş olmasına rağmen biz ‘Burası AKP’ye geçmesin’ diye aday çıkarmamaya karar verdik. Ve biz Sayın Ayşe Ünlüce’yi, yani YENİ Parti’nin önerdiği Sayın Ayşe Ünlüce’yi Belediyeler Birliği seçiminde CHP olarak desteklemeye karar verdik. Bu fedakârlığı yapıyoruz. Neden? Uzlaşabilelim ve buralar AKP’ye geçmesin, Cumhur İttifakı’na geçmesin diye.”

 Sarı, Halk TV’ye kayyum atanmasına ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz bu konuyu da çok yakından takip ediyoruz. Ancak burada da sapla samanın birbiriyle karıştırıldığını görüyoruz, burada bir algı üretilmeye çalışılıyor. Bilindiği üzere bizim grubumuzun bu konuyla ilgili bir basın açıklaması var. O grubun basın açıklaması bizim çerçevemizi çok net olarak tanımlamaktadır. Fakat burada parti sözcüsü olarak birkaç noktayı vurgulamak istiyorum ben: Şimdi burada bir algı üretilmeye çalışılıyor. Yani bu meselenin bile aslında Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun birkaç gün önce söylediği sözlerle bağlandığını ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözleri üzerine bu operasyonun yapıldığı gibi ipe sapa gelmez, hiçbir gerçekliği olmayan ve tamamen mantıksız birtakım söylemler üzerinden bir algı üretilmeye başlandığını görüyoruz. Şimdi bir defa şunu anlayamıyorum: Kayyum uygulamalarını ülkenin gündemine getiren, bu uygulamaların mimarı olan, bu uygulamaların operatörü olan ve süreci yöneten AKP’ye hiçbir eleştiri görmüyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan eleştirilerin onda birinin bile kayyum uygulamalarının ana aktörüne yapılmadığını görüyoruz.

“KILIÇDAROĞLU’NA SON DERECE HADSİZ, İÇERİKSİZ, MESNETSİZ ELEŞTİRİLER YAPILDIĞINI GÖRÜYORUZ”

Bir başkası; açık bir biçimde ‘Halk TV kapatılsın, lisansı iptal edilsin’ diyen MHP Genel Başkanı’na ya da MHP’nin Genel Başkan Yardımcısı’na hiçbir eleştiri yapılmadığını görüyoruz. Yani bu gerçekten inanılır bir şey değil. Bakın, MHP’nin Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir uzun bir açıklamadan sonra şunu söylüyor: ‘RTÜK’ün Anayasa’nın kendisine tanıdığı yetkiyle bir an evvel ilgili yayın kuruluşlarının lisanslarını tekrar ele alması elzem hâle gelmiştir’ diyor. Ama biz sosyal medyadaki tartışmalara bakıyoruz, medyadaki ve kamuoyundaki tartışmalara bakıyoruz; konunun asıl sahipleri ve açık biçimde bu konuyu talep eden kişilere karşı açık, yoğun bir eleştiri görmezken Sayın Kılıçdaroğlu’na son derece hadsiz, içeriksiz, mesnetsiz eleştiriler yapıldığını görüyoruz. Şimdi bu bile ne kadar samimiyetsiz olunduğunun bir göstergesidir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun; bu kanalın yapmış olduğu yayınlardan bağımsız bir biçimde —yapılan yayınların içeriği, yöntemi, tarzı tartışılabilir, eleştirilebilir— bütün bunlara rağmen, kendi aleyhine o kadar yayın yapılmış olmasına rağmen takındığı tavır ortadadır. Kendi aleyhine yazan gazetecilerin tutuklanması, gözaltına alınması ve bunlarla ilgili hukuki süreçler başlatıldığında yine gösterdiği tavır ortadayken çok büyük bir haksızlığa uğradığını değerlendiriyoruz.”

“BUGÜN 37 İLİN DİSİPLİN KURULU ÜYELİĞİNİ ATADIK”

Sarı, PM toplantısında alınan kararlara ilişkin de şunları söyledi:

“Biz il yönetimlerine ilişkin düzenlemeler yaparken, ilin yönetim kurulu üyeliklerini ve il başkanlıklarını atarken disiplin kurulu atamalarını yapmamıştık. Çünkü illerin disiplin kurulları Parti Meclisi onayına tabidir. Bugün 37 ilin disiplin kurulu üyeliğini atadık, yani tüzüğümüzün amir hükmü çerçevesinde… Yine bağışlanma talepleri vardı. 10 kadar üyenin, yani daha önce ihraç edilmiş üyelerimizin bağışlanması ile ilgili MYK’mızla kararlaştırdığımız ve Parti Meclisi’ne indirdiğimiz bir liste vardı; ben buraya gelirken o liste görüşülüyordu, muhtemelen o da tamamlanmıştır.”

“MECLİS ONAYINDAN GEÇMEMİŞ BİR SAVUNMA İTTİFAKI VAR”

Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sarı, Mekke Anlaşması kapsamında Yemen’e asker gönderilmesi durumunda CHP’nin tutumunun ne olacağı sorusuna şu yanıtı verdi:

“Yemen’e hangi zeminde ve hangi çerçevede müdahale edilecek? Şu anda bunun hukuki zemini yok; Anayasa’nın 90. maddesine göre Meclis onayından geçmemiş bir savunma ittifakı var. Bu çerçevede mi müdahale edeceğiz? Henüz bu anlaşma yürürlükte olmayan bir anlaşmadır. Esasen bu savunma anlaşması, ABD’nin söz konusu güvenlik konseptine uygun bir anlaşmadır. ABD diyor ki: ‘Ben Orta Doğu’da bu kadar fazla enerji harcamayacağım, harcamama gerek yok. Ancak burada benim siyasetimi güdecek, iş birliği yapabilecek, güvenliği ve istikrarı bana ihtiyaç duyulmadan sağlayacak müttefiklere ve ittifaklara ihtiyacım var.’ Mekke Savunma Anlaşması’nın bir ayağı budur. Türkiye bu anlaşma sayesinde kendine bir jeopolitik üstünlük ve hareket alanı açmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunu önemsiyoruz. Türkiye’nin bir nükleer güce sahip ülkeyle ve öte yandan finansal olarak güçlü bir ülkeyle enerji havzalarında jeopolitik bir güce oturmasını, Amerika’nın bölgede bıraktığı boşlukları tamamlayacak şekilde kendine alan açmasını ve ittifak sistemleri geliştirmesini Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlenmesi açısından olumlu görüyoruz. Ancak bu, meselenin risksiz olduğu anlamına gelmiyor. Suudi Arabistan ile Husiler arasında Yemen’de ortaya çıkan çatışmalar risklerimizi artırıyor. Bu anlaşma yapılırken de riskleri söylemiştik. Yarın öbür gün Haşdi Şabi ile veya PKK/PYD ile de aynı süreçlerin yaşanmayacağını bilemeyiz. Ya da Pakistan ile Afganistan arasındaki, Pakistan ile Hindistan arasındaki bir çatışmada Türkiye’nin bu sürece nasıl dâhil olacağını, nasıl taraf olacağını ve risklerin ne olacağını önceden öngörebiliyor olmamız gerekir. Evet, bu durum Türkiye’nin menfaatine olabilir ama çok ciddi riskler de barındıran bir anlaşmadır.

Biz Mekke Anlaşması’na bu biçimde bakıyor ve işin hukuka uygun yürütülmesini istiyoruz. Fiilî bir durum yaratılmasını istemiyoruz. Anayasa’nın 90. maddesi çerçevesinde parlamentoya gelmemiş ve henüz onaylanmamış bir anlaşma varken ortada; genel sekreterlik kurmak, genel sekreter atamak, Suudi Arabistan’a güvenlik konusunda bazı taahhütlerde bulunmak, fiilî durumlar oluşturarak buralara asker göndermek hangi yetkiye ve hangi anlaşmaya dayanmaktadır? Bunların hukuki altyapısı yoktur. Türkiye ordusunun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin böyle bir oldu bitti ile karşılaşmasını istemiyoruz.”

“İSTANBUL’DA HERHANGİ BİR KRİZ DURUMU YOK”

Sarı, İstanbuıl İl Başkanlığı atamasının yapılmamasının gerekçesinin sorulması üzerine şu yanıtı verdi:

“Geçen hafta hangi noktadaysak bugün de aynı noktadayız. Bu meselede yeni bir durum yok. Bir kriz de söz konusu değildir. Durumda değişiklik olmaması bir kriz olduğu anlamına gelmez. MYK’da bir oylama oldu ve Sayın Genel Başkan yetkiyi aldı. Takdir kendisinindir. ‘Şu kişiyi İl Başkanı olarak atıyorum, yazısını yazın’ diyecektir ve yazı tebliğ edilecektir. Bu tamamen Sayın Genel Başkan’ın uhdesinde ve yetkisinde olan bir şeydir. İstanbul’da CHP ilçeleri çalışmakta ve kongrelere hazırlanmaktadır; herhangi bir kriz durumu yoktur.”

CHP Sözcüsü Sarı: TBB Başkan Vekili seçiminde YENİ Parti’nin adayı Ayşe Ünlüce’yi destekleyeceğiz
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.